GENEL TANITIM
Aksaray, Hristiyanlığın daha ilk yıllarında önemli bir din merkezi olmuştur.
Kayseri’li Basilus ve Nazianzos’lu Gregorius gibi mezhep kurucuları 4. yy. da
burada yetişmişlerdir. Mısır ve Suriye sisteminden ayrı bir manastır hayatının
kurallarını bunlar tespit etmişlerdir.
Böylece Yunan ve Slav sistemi doğmuştur.
Mısır ve Suriyeli rahiplerin dünya ile olan ilişkilerini kesmelerine rağmen
Basilus ve Gregorius’un rahipleri dünya ile olan ilişkilerini kesmiyorlardı. Bu
yeni anlayışın yeri Belisırma idi.
Gregorius, teslis inancına yeni bir izah
getirerek Hz. İsa’nın tanrılığı tartışmasında İznik toplantısı görüşlerine
kuvvet kazandıran fikirler ileri sürdü. Böylece Hristiyanlık tarihinde öncü bir
aziz oldu. Gregorius’un yetiştiği kayalık bölge (Belisırma, Ihlara, Gelveri)
Manastır ruhuna uygun, kayalara oyulan kiliseler topluluğu haline geldi.
Arap akınlarına karşı,
Hasandağındaki müdafaa kaleleri karşı koyunca bu kiliseler faal ibadet merkezi
durumlarını devam ettirdiler.
Ihlara vadisindeki kayalara
oyulmuş bu freskli kiliseler, korunarak yeryüzünde eşine rastlanmayan bir tarih
hazinesi olarak zamanımıza kadar gelmiştir.
Hristiyanlığın ilk yıllarından
itibaren kayaların rahatlıkla kazılmasıyla meydan getirilen bu freskli kiliseler
ve iskan yerleri 14 km boyunca Ihlara’dan Selime’ye kadar devam eden “IHLARA
VADİSİ” içerisinde yer alırlar.
Kiliselerden sadece ikisinin tarihi
tespit edilmiştir. Direkli Kilise (976-1025), Saint Georges (1283-1295)
yıllarına aittir.
Sonuncusu çağının sanatının tipik bir örneğidir. Bir Selçuk
Sultanının elbisesini gösteren resim, Türk Hükümdarının himaye ve yardımı ile bu
kilisenin yapıldığına belge teşkil etmektedir.
X. yy. ortasında Bizansın
Toroslar ve Klikya bölgelerini geri almasıyla Ihlara bölgesinde de yeni
Kiliselerin yapıldığı görmekteyiz. Bahaeddin Samanlığı Kilisesi, Sümbüllü Kilise
ve Direkli Kilise resimleri bu yüzyılda işlenmiştir. Ala Kilise, Akhisar’daki
Çanlı Kilise ve Karagedik Kilisesi XI. yy. başlarındaki bizanrs sanatına örnek
teşkil eder. Eski kiliseler sonradan bazı Bizans tipi resimler de ilave
edilmiştir. Bu davranış, XI. yy. da Selçuk Türklerinin bölgeye gelmesiyle son
bulur. Fakat bölgedeki dini hayat devam eder. Bölgenen kilise hayatı 1924’deki
nüfus mübadelesiyle son bulur.
VADİNİN OLUŞUMU
Vadiye çok yakın olan Hasan Dağı ve çevresi, I. ve II. jeolojik zamanlarda oluşmuştur. Neojen (Genç Tersiyer ) ve IV. Zamanda oluşan yükselmelere karşın havzalar oldukça düşük kalmıştır. Hasan Dağı volkanının püskürmesine neden olan tektonik hareketler sonunda çevre yüzeyini geniş bir volkanik tabaka kaplamıştır. Aynı hareketler sırasında kalkerin basınç ve sıcaklık etkisiyle yarattığı kırık hattan fışkıran doğal sıcak suyu, Yaprakhisar ve Ihlara arasında bulunan Ziga Kaplıcaları’nda görebiliriz. Çevrenin yapısal karakterini derşnden etkileyen volkanik püskürtme sonucu oluşan tüf taşları, rüzgar, erozyon ve diğer doğa etkenleri ile aşınmış, Selime ve Yaprakhisar’da karşımıza çıkan değişik görünüm ve renklerde Peri Bacaları’nı yaratmıştır. Tektonik hareketler, bazı yerlerde yumuşak tüfün, bazı yerlerde gri yeşil ve kahverenginin tonlarının hakim olduğu ve iri taneler halinde ufalanan kayaların kapladığı alanları çöküntüye uğratmıştır. Ihlara vadisi boyunca ilerleyen Melendiz Çayı da bu tür çökmenin sonucu oluşan kanyon vadinin tabanını oyarak daha büyük bir derinlik kazanmıştır. Yer yer 100 veya 120 metre derinliğe varan vadiyi ikiye bölerek akan Melendiz Çayı ilk çağlarda bu ırmağa “Kapdokya Irmağı” anlamına gelen “Potamas Kapadokus” denilirdi. Aksaray yakınlarında “Uluırmak” adını alarak Tuz Gölüne ulaşır. Doğa, insan, tarih ve sanat olgusunu bu denli bir araya getirebilen ve bu gerçeği ancak kendisine yaklaştığımız zaman açığa vuran Ihlara Vadisi, sakladığı bu sırrı, kendisiyle beraber olduğunuzda sizinlede paylaşacaktır.
AĞAÇALTI KİLİSE ( Daniel Pantonassa )
|
Ihlara vadisi içerisinde vadiye giriş merdivenleri güney kısmındadır. Serbest haç planlıdır. Merkez mekanı yüksek kasnaklı bir kubbeyle, haç kolları bileşik tonozla örtülüdür. Preikonaklast teknikle yapılan ve IX-XI yy. arasına tarihlenen Freskolarda, Vahiy,ziyaret ve doğum , Mısır’a kaçış, Hz. İsa’nın Vaftizi ve Hz. Meryem’in ölümü işlenmiştir. Kubbede ise “Göğe Çekiliş” sahnesi yer alır. |
PÜRENLİ KİLİSE
|
Bu kilise, Kokar Kilise’nin kuzeyinde yer alır. Güney tarafına eklenmiş küçük bir tapınakla, kayanın derinliğine oyulmuş ikinci tapınaktan oluşur. Katakomplu bir kilisedir. Narteks zemininde mezarlar mevcuttur. İlkel stili ve koyu renkli ferksleri olmakla beraber resimler onemlidir. Freskolar X. yy. başı XII. yy arasında tarihlenmektedir. Peygamberlerin kehaneti, Meryem ve Piskoposlar, müjde, ziyaret, çobanların tapınması gibi, İsa’nın çocukluğu ve İncil’den çeşitli sahneleri konu alan tasvirleri önemlidir. |
KOKAR KİLİSE
|
Ihlara Kasabası tarafındadır. Haç planlı ve tektaklıdır. Giriş kapısı çöktüğü için freskle kaplı kapıdan girilmektedir. Bunun bitiminde iki mezar odası vardır. Tavandaki resimler orjinalliğini kaybetmemiştir. Mezar odalarındaki süslemeler kırmızı boya ile yapılmış ilk örneklerdir. IX. yy. sonuna kadar ve XI. yy. ikinci yarısına tarihlenen fresklerindeki konular oldukça zengindir. Girişte; Fırında üç Yahudi genci, vahiy, ziyaret su imtihanı, majlarda çobanların gelişi, Mısıra kaçış, Son yemek, Juda’nın ihaneti, Mesih’in tevkif, Planet’in hükmü, çarmıha germe esnasında Rahip’in bulunması, Mesih’in defnedilişi, göğe çekiliş, havarilerin vazifeleri gibi zaman zaman devamlılık gösteren sahneler yeralmaktadır. Kokar Kilise’de popüler ve arkaik tesirin örneklerini görmekteyiz. |
EĞRİ TAŞ KİLİSE
|
Tek nefli ve beşik tonozlu yapının batısında, mezar odalarına bağlanan ayrı bir mekan bulunmaktadır Geniş İsa siklusu, IX. yy. sonuna veya XI. yy. arasına tarihlenmektedir. çok büyük bir tapınak ve vadinin en eski yapılarından olduğu anlaşılan kilisenin Meryem’e ithaf edildiği, doğu duvarındaki bir kitabe de belirtilmiştir. iki melek arsına OTURAN İsa, iki melek ve altı piskopos arasındaki Meryem, Hz. Yusuf’un rüyası, mısıra kaçış, vaftiz, Kudüs’e giriş... gibi tasvirlerin yer aldığı fresklerin oldukça yıpranmış olmalarına karsın, boyaların ok renkli ve canlı oluşu dikkat çekmektedir. |
SÜMBÜLLÜ KİLİSE
|
Vadi girişinin solundadır. kilise iki kattan müteşekil olup haç planlı olup önemli bir manastır kilisesidir. Üst katta cepheye gelen kaya düzenlenerek uzun bir koridor meydana getirilmiştir. Cephe sağır kemerli nişlerle dekore edilmiştir. kor,dorun altında yine sağır nişler, kapılar ve yabancı sütunlar yer alır kayalardan sızan sular sebebiyle fresklere kısmen bozulmasına rağmen tasvirler görülmektedir. burada, azizler,İncil’den sahneler ve orta kubbede tasviri vardır sümbüllü kilise X. yy. sonuna aittir. |
YILANLI KİLİSE
|
Sümbüllü kilisenin karşı yamacındadır. Yılanlı kilise, uzun Yunan haçı biçimde, bir sahanlı, düz tavanlı, yapı tipi bakımından gelişmiş bir sitildedir. Batı kısmında rahip kosmos mezar odası vardır. Ayrıca bir duvar üzerindeki melek Mikail tarafından günah ve sevapların terazi ile tartılışı tasvir edilmektedir. Bu meleğin sağında vücudu yılanlar tarafından sarılmış günahkarlar görülmekte olup kilise ismini bu konudan almıştır. Tavanda Hz. İsa Bizans imparatoru gibi giyinmiş ve yanında melekler bulunmaktadır. Güneydoğu tarafında Meryem’in ölümü tasvir edilmiştir. Kilisenin batı duvarında son yemek, apsiste İsa, Meryem ve azizler, sağ kolonun batı duvarında imparator Konstantin ve annesi Helena ermiş kişiler olarak tasvir edilmiştir. Tavan kabartma resimli haç vardır. Kilise IX. yy. sonuna aittir. |