I H L A R A  BELEDİYE
 

ili

:  Aksaray

Nüfusu

:  7.319

Alani

:  54.64 km 2

22.10.1990 tarih ve 90/1117 sayili Bakanlar Kurulu Karari ile tespit ve ilan edilmistir.

 


          Ihlara Özel Çevre Koruma Bölgesi;  Aksaray ili, Güzelyurt ilçesine bagli 2 belde ve 2 köyden olusmaktadir. Kuzeyde Mamasin Baraj Gölü, Ihlara Vadisi'nin güneydogusunda bulunan Ilisu Kasabasi, doguda Güzelyurt Ilçesi ve batida Uzunkaya Köyü Özel Çevre Koruma Bölgesi disinda bölgenin genel sinirlarini olusturmaktadir. 
        Ihlara Vadisi, Hasan Dagi (3268 m) ve Melendiz (2963 m) Daglari' nin eteklerinde kurulmus olan Güzelyurt Ilçe' sine bagli Ihlara ve Selime Kasabalari ile Yaprakhisar ve Belisirma Köyleri' ni içine almakta ve kuzeybati yönünde 14 km boyunca uzanmaktadir. Melendiz Dagi'ndan dogan Melendiz Irmagi, Ihlara Kasabasi içinden iki tarafi kavak agaçlari ile kapli dik yamaçlar arasindan vadiye girip, güney - kuzey  yönünde menderesler çizerek Mamasin Baraji'na ulasir. Jeolojik, arkeolojik, etnografik, biyolojik, tarimsal ve turizme yönelik özellik ve etkinliklere sahip Bölgenin dogal ve kültürel degerleri, oldukça genistir.         Doguda Erciyes (3916m), güneyde Hasan Dagi (3253m) gibi volkanik daglarla sinirli Kapadokya Bölgesi' nde yer alan Ihlara Özel Çevre Koruma Bölgesi tamamen volkanik kayaçlarla örtülü bir alanda yer almaktadir. Volkanik faaliyetler en son jeolojik dönemde ( Kuaterner ) meydana gelmistir.  Bu nedenle jeolojik yapi orijinal özellikleriyle, (kraterler ve piroklastik yigisimlar) günümüze kadar bozulmadan gelebilmistir. Bölgenin jeomorfolojik yapisi ilk önce volkanik faaliyetlerle olusmustur. Bu yapida atmosferik olaylarin etkisiyle; bir birine yakin karmasik vadi sekilleri, uçurumlar, ilginç görünümlü yarik ve magaralar yassi ve sivri kayali tepecikler olusmustur.
        Bölgede yanardag külleri ve tüflerinden olusan litolojiler yüzey sularinin etkisiyle zaman içinde farkli biçimlerde asinmistir. Vadinin egimli yamaçlarinda  hem su hem de rüzgar erozyonunun etkisi ile ilginç kaya sekilleri ve yüzeyleri ortaya çikmistir. Yanardaglarin yüzlerce  yil süren faaliyetleri sonucu volkanik örtü yöreyi kaplarken Hasan, Erciyes ve Melendiz Daglari da lav ve anglomeralarin üst üste yigilmasi ile bugünkü yüksekliklerine ulasmislardir. Bölgede Kurum tarafindan Hacettepe Üniversitesi'ne yaptirilan hidrolojik ve hidrojeolojik arastirma çalismalari sonuçlarina göre yüksek bir jeotermal potansiyel oldugu anlasilmistir. Bölgede yer alan Yaprakhisar Köyü'nün kuzeyinde bulunan Ziga Kaplicasi yakininda Kurum çalismalari dikkate alinarak Aksaray Valiligi'nce açilan sondaj kuyusundan 150lt/sn debide ve  60°C' sicaklikta termal su elde edilmistir. Bu kaynaklar bölgede gerek saglik turizmi gerekse rekreasyonel açidan büyük önem arz etmektedir.

       Ihlara Vadisi' nin baslangiç noktasi olarak kabul edildigi Ihlara Kasabasi' ndan baslayarak gezildiginde yogun ve degisken bir bitki örtüsü izlenmekte, bitkilerin çogunun yöreye özgü olduklari görülmektedir. Bitki cografyasi açisindan bakildiginda bölge, Hasan ve Melendiz Daglari doruklarina kadar Iç Anadolu'nun step bölgesine girmektedir. Derin ve oldukça dar bir kanyon olan Ihlara Vadisi, mikroklimatik yapisi nedeniyle Anadolu'nun kuru ve uzun yaz sicaklarindan daha az etkilenir. Anadolu'nun mesophytic türleri ve Euro-siberian phytogeographic genel türleri vadi boyunca yer yer görülmektedir. Lycopus europeus, Asperugo procumbens, Eupatorium cannabinum, Cirsium canum, Urtica dioica, Pastinaca sativa bu türlere örnek olarak verilebilir. Akdeniz bitkilerinin tipik örneklerinden Galanthus fosteri (Kardelen) daha çok Sümbüllü ve Yilanli kiliselerin çevresinde bulunmaktadir.
        Melendiz Irmagi boyunca gelismis baskin agaç türleri Salix alba (Sögüt), Populus thevestina , ve Populus nigra italica (Kavak)   dir. Irmak kiyisi boyunca yer yer uzanan dar ve küçük yesil alanlarda ise  Carex spp., Juncus spp., Poa pratensis, Ranunculus repens, Lotus corniculatus, Mentha longifolia, Trifolium repens, Torilis ucranica, Plantago major, Plantago lanceolata gibi türler farkli arastirmacilar tarafindan kaydedilmistir.
        Melendiz Irmagindan daha çok faydalanan  Ranunculus sphaerospermus, Polygonum amphibium ve Lysimachia vulgaris su kenarlarinda yer yer yetismektedir. Vadinin dik kaya yariklarinda yetisen Galium incanum, Rhamnus hirtella, Scrophularia libanotica, S. nevshehirensis gibi bazi kaya bitkileri bölgenin dogal türleri içerisinde yer almaktadir.
        Ayrica, Pistacia terebinthus,, Eleagnus angustifolia (Igde), Rosa canina (Yabani gül) Crateagus monogyna (Aliç) ve Rubus sanctus (Bögürtlen) gibi küçük agaç ve çalilar  daha çok Belisirma Köyü ile Ihlara arasindaki bölgede yayilmaktadir. Yakin çevrede görülmeyen Pistacia lentiscus ile yine kültür yoluyla gelistirilmis, Pistacia vera (Antep fistigi) ve Juglans regia (Ceviz) gibi daha fazla sicaklik isteyen bitkilerin vadi içinde yetismis olmasi, Ihlara Vadisi'nin yakin çevresine oranla daha iliman bir iklime sahip oldugunu göstermektedir.
        Vadi fazla engebeli bir yapiya sahip olmadigi gibi, çok farkli habitatlara da sahip degildir. Dar ve derin olarak yarilmis alanlar kuvvetli izolasyon sartlari meydana getirdiginden, bitkilerin aktif ya da pasif yayilisla mekanlarini genisletmeleri genelde mümkün olamamaktadir. Bu nedenle benzeri alanlarda ilk olarak ortama dahil olan bitkiler çevre kosullarindan soyutlanmakta ( neoendemik ) ve yayilislari olmadigindan bulunduklari sahada endemik olarak kalmaktadir.
        Ihlara Vadisi'nde yapilan arastirmalarda 54 familya ve 218 cinsten olusan 364 takson tespit edilmistir. Vadi içinin yogun otlatma altinda olmamasi ve gölge alanlarin fazla olmasi, tür sayisinin yüksek olmasini saglamistir. Bu türlerden 43 ‘nün endemik bitki türü olmasi, bölgenin dogal bitki örtüsünün önemini açik bir sekilde ortaya koymaktadir.

        Yapilan gözlem ve arastirma sonuçlarina göre, bölgede 21 familyaya dahil 35 kus türü saptanmistir. Bu kuslardan 11'i bölgede kuluçkaya yatmaktadir. Ayrica, bölgenin en önemli akarsuyu niteliginde olan Melendiz Irmagi'nda 4 balik türü saptanmistir. Ekonomik degere sahip ve en çok yakalanan tür, yöresel adi Pullu olan Leuciscus cephalus (Tatlisu Kefali) tur. Genellikle Melendiz Irmagi kiyilarinda agaç kök oyuklari ile tas altlarinda gizlenen ve yakalanmasi oldukça zor olan Capoeta pestai (Siraz) yörede Karabalik olarak bilinmektedir. Bu tür Anadolu'da sadece Egirdir ve Beysehir Gölleri ile Mamasin Baraj Gölü'nde bulunmaktadir. Diger bir tatlisu baligi ise ekonomik degeri olmayan Gobio gobio L. (Derekayasi, Yaglica), yöresel adiyla Çaga Mençi' dir. Melendiz Irmagi'nin Ihlara ve Belisirma noktalarinda  yakalanan Nemacheilus angorae (Çöpçü Baligi) ise yöre halki tarafindan Yilan Mençi ya da Cadi Mençi olarak bilinmektedir.         Bölgede görülen memeli hayvanlara, Erinaceaus europaeus (Kirpi), Lepus europaeus (Yaban tavsani), Apodomus sp. (Fare ve siçanlar), Lurta lutra (Kunduz), Canis vulpes (Tilki), Mustela nivalis (Gelincik) magaralarda yasayanlara ise yarasalar örnek olarak verilebilir.
        Bölge, sözü edilen dogal degerlerinden baska, kültürel açidan da büyük bir mirasa sahiptir. Kapadokya'da olusan vadiler ve onlari çevreleyen dik kayalar ile farkli yüzey sekilleri bölgenin kendine özgü mimari tasarimini ve yerlesim karakterini yaratmistir. Yöre insani ilk yerlesimlerden günümüze kadar çevresindeki kayalari olusturan tüf malzemenin kolay oyulabilme özelliginden sürekli olarak yararlanmistir. Yüzyillar boyu çevredeki konut mimarisi jeolojik olusum nedeniyle kaya içi yasami biçiminde devam etmistir. Bölgede bol miktarda bulunan ve kolaylikla islenebilen yöresel tas konut yapiminda ustaca kullanilmistir.
        Hiristiyanligin ilk yillari olan M.S. IV. yüzyilda, Aksaray ve Kapadokya Bölgesi'nde yetisen bazi din adamlari Göreme, Güzelyurt ve Belisirma'yi dini bir merkez haline getirmisler ve Ihlara Vadisi'nin  volkan külü (tüf) kayaliklarinda karsit gruplardan korunmak için kolayca oyduklari mesken, kilise ve sapellere siginarak yasamlarini sürdürmüslerdir. Vadideki yapilar genelde IX. ve XII. Yüzyillar arasinda insa edilmistir.
        Kayitlardan; M.S. XI. yüzyilda Ihlara Vadisi'nde 100 den fazla kilise, 16 manastir, bir çok din egitimi yapilan merkezin oldugu ve 1500'den fazla yerlesim biriminde 80-100 bin civarinda nüfusun yasadigi ögrenilmistir. Bu birimler, yer yer kayalar içine oyulan tüneller ile birbirine baglanmaktadir. Bugün Ihlara Vadisi'nde 12'si ziyaretçiye açik, 105 dolayinda kilise bulunmaktadir. IX. ve XI. Yüzyillara ait olan bu kiliselerden bazilari; Egritas Kilisesi, Kokar, Agaçalti, Pürenliseki ve Yilanli Kilise'dir. Karanlikkale, Sümbüllü ve Karagedik Kiliseleri ise Bölgedeki ayri bir grubu olusturmaktadir. 
        Belisirma çevresinde bulunan Kirkdamalti, Bahaeddin Samanligi, Direkli ve Ala Kiliseleri ise XI. ve XIII. Yüzyillarda yapilmistir. Bölgenin tarihsel geçmisinde ayri bir öneme sahip Selime Kasabasi, Hitit, Asur, Pers, Roma, Bizans, Danismend, Selçuklu, Karaman ve  son olarak Osmanlilar'in etkisinde kalmis olup, günümüzde bu kültürlerin izlerini tasimaya devam etmektedir.

Dünyada esine az rastlanir dogal ve tarihi zenginliklere sahip olan bölgeye karayolu ile ulasilmaktadir. Vadi tamamiyla dogal ve arkeolojik sit kapsamindadir. Ihlara Belediyesi disinda yerlesimler köy niteligindedir. Yörenin kendine özgü bir mimari dokusu bulunmaktadir. Malzeme, teknik ve sitil bakimindan oldukça etkin bir gelenegin devam ettigi gözlenmektedir. Kayaya oyma ve yigma mekanlarin son derece karmasik bir iliskiler sitemi içinde yarattigi düzen belirli bir gelisme süreci ve belirli bir yasama biçimininde ürünüdür.

Vadinin kontrollü kullanimi için giris kapilari yapilmis,bu kapsamda  baki noktalari ve giris üniteleri ile vadinin seyri ve kontrollü girisi saglanmis olup, Vadi içinde sadece gezi türünde bir eyleme izin verilmektedir.