|
I H L A R A
BELEDİYE
22.10.1990 tarih ve 90/1117 sayili Bakanlar Kurulu Karari ile tespit ve ilan edilmistir.
|
Ihlara Vadisi'
nin baslangiç noktasi olarak kabul edildigi Ihlara Kasabasi' ndan baslayarak
gezildiginde yogun ve degisken bir bitki örtüsü izlenmekte, bitkilerin çogunun
yöreye özgü olduklari görülmektedir. Bitki cografyasi açisindan bakildiginda
bölge, Hasan ve Melendiz Daglari doruklarina kadar Iç Anadolu'nun step
bölgesine girmektedir. Derin ve oldukça dar bir kanyon olan Ihlara Vadisi,
mikroklimatik yapisi nedeniyle Anadolu'nun kuru ve uzun yaz sicaklarindan daha
az etkilenir. Anadolu'nun mesophytic türleri ve Euro-siberian phytogeographic
genel türleri vadi boyunca yer yer görülmektedir. Lycopus europeus, Asperugo
procumbens, Eupatorium cannabinum, Cirsium canum, Urtica dioica, Pastinaca
sativa bu türlere örnek olarak verilebilir. Akdeniz bitkilerinin tipik
örneklerinden Galanthus fosteri (Kardelen) daha çok Sümbüllü ve Yilanli
kiliselerin çevresinde bulunmaktadir.
Melendiz Irmagi boyunca gelismis baskin agaç türleri Salix alba (Sögüt),
Populus thevestina , ve Populus nigra italica (Kavak) dir. Irmak kiyisi
boyunca yer yer uzanan dar ve küçük yesil alanlarda ise Carex spp., Juncus
spp., Poa pratensis, Ranunculus repens, Lotus corniculatus, Mentha longifolia,
Trifolium repens, Torilis ucranica, Plantago major, Plantago lanceolata gibi
türler farkli arastirmacilar tarafindan kaydedilmistir.
Melendiz Irmagindan daha çok faydalanan Ranunculus sphaerospermus,
Polygonum amphibium ve Lysimachia vulgaris su kenarlarinda yer yer
yetismektedir. Vadinin dik kaya yariklarinda yetisen Galium incanum, Rhamnus
hirtella, Scrophularia libanotica, S. nevshehirensis gibi bazi kaya bitkileri
bölgenin dogal türleri içerisinde yer almaktadir.
Ayrica, Pistacia terebinthus,, Eleagnus angustifolia (Igde), Rosa
canina (Yabani gül) Crateagus monogyna (Aliç) ve Rubus sanctus (Bögürtlen)
gibi küçük agaç ve çalilar daha çok Belisirma Köyü ile Ihlara arasindaki
bölgede yayilmaktadir. Yakin çevrede görülmeyen Pistacia lentiscus ile yine
kültür yoluyla gelistirilmis, Pistacia vera (Antep fistigi) ve Juglans regia
(Ceviz) gibi daha fazla sicaklik isteyen bitkilerin vadi içinde yetismis
olmasi, Ihlara Vadisi'nin yakin çevresine oranla daha iliman bir iklime sahip
oldugunu göstermektedir.
Vadi fazla engebeli bir yapiya sahip olmadigi gibi, çok farkli
habitatlara da sahip degildir. Dar ve derin olarak yarilmis alanlar kuvvetli
izolasyon sartlari meydana getirdiginden, bitkilerin aktif ya da pasif
yayilisla mekanlarini genisletmeleri genelde mümkün olamamaktadir. Bu nedenle
benzeri alanlarda ilk olarak ortama dahil olan bitkiler çevre kosullarindan
soyutlanmakta ( neoendemik ) ve yayilislari olmadigindan bulunduklari sahada
endemik olarak kalmaktadir.
Ihlara Vadisi'nde yapilan arastirmalarda 54 familya ve 218 cinsten
olusan 364 takson tespit edilmistir. Vadi içinin yogun otlatma altinda
olmamasi ve gölge alanlarin fazla olmasi, tür sayisinin yüksek olmasini
saglamistir. Bu türlerden 43 ‘nün endemik bitki türü olmasi, bölgenin dogal
bitki örtüsünün önemini açik bir sekilde ortaya koymaktadir.
Yapilan gözlem ve arastirma
sonuçlarina göre, bölgede 21 familyaya dahil 35 kus türü saptanmistir. Bu
kuslardan 11'i bölgede kuluçkaya yatmaktadir. Ayrica, bölgenin en önemli
akarsuyu niteliginde olan Melendiz Irmagi'nda 4 balik türü saptanmistir.
Ekonomik degere sahip ve en çok yakalanan tür, yöresel adi Pullu olan
Leuciscus cephalus (Tatlisu Kefali) tur. Genellikle Melendiz Irmagi
kiyilarinda agaç kök oyuklari ile tas altlarinda gizlenen ve yakalanmasi
oldukça zor olan Capoeta pestai (Siraz) yörede Karabalik olarak bilinmektedir.
Bu tür Anadolu'da sadece Egirdir ve Beysehir Gölleri ile Mamasin Baraj
Gölü'nde bulunmaktadir. Diger bir tatlisu baligi ise ekonomik degeri olmayan
Gobio gobio L. (Derekayasi, Yaglica), yöresel adiyla Çaga Mençi' dir. Melendiz
Irmagi'nin Ihlara ve Belisirma noktalarinda yakalanan Nemacheilus angorae
(Çöpçü Baligi) ise yöre halki tarafindan Yilan Mençi ya da Cadi Mençi olarak
bilinmektedir. Bölgede görülen memeli hayvanlara, Erinaceaus europaeus
(Kirpi), Lepus europaeus (Yaban tavsani), Apodomus sp. (Fare ve siçanlar),
Lurta lutra (Kunduz), Canis vulpes (Tilki), Mustela nivalis (Gelincik)
magaralarda yasayanlara ise yarasalar örnek olarak verilebilir.
Bölge, sözü edilen dogal degerlerinden baska, kültürel açidan da büyük
bir mirasa sahiptir. Kapadokya'da olusan vadiler ve onlari çevreleyen dik
kayalar ile farkli yüzey sekilleri bölgenin kendine özgü mimari tasarimini ve
yerlesim karakterini yaratmistir. Yöre insani ilk yerlesimlerden günümüze
kadar çevresindeki kayalari olusturan tüf malzemenin kolay oyulabilme
özelliginden sürekli olarak yararlanmistir. Yüzyillar boyu çevredeki konut
mimarisi jeolojik olusum nedeniyle kaya içi yasami biçiminde devam etmistir.
Bölgede bol miktarda bulunan ve kolaylikla islenebilen yöresel tas konut
yapiminda ustaca kullanilmistir.
Hiristiyanligin ilk yillari olan M.S. IV. yüzyilda, Aksaray ve
Kapadokya Bölgesi'nde yetisen bazi din adamlari Göreme, Güzelyurt ve
Belisirma'yi dini bir merkez haline getirmisler ve Ihlara Vadisi'nin volkan
külü (tüf) kayaliklarinda karsit gruplardan korunmak için kolayca oyduklari
mesken, kilise ve sapellere siginarak yasamlarini sürdürmüslerdir. Vadideki
yapilar genelde IX. ve XII. Yüzyillar arasinda insa edilmistir.
Kayitlardan; M.S. XI. yüzyilda Ihlara Vadisi'nde 100 den fazla kilise,
16 manastir, bir çok din egitimi yapilan merkezin oldugu ve 1500'den fazla
yerlesim biriminde 80-100 bin civarinda nüfusun yasadigi ögrenilmistir. Bu
birimler, yer yer kayalar içine oyulan tüneller ile birbirine baglanmaktadir.
Bugün Ihlara Vadisi'nde 12'si ziyaretçiye açik, 105 dolayinda kilise
bulunmaktadir. IX. ve XI. Yüzyillara ait olan bu kiliselerden bazilari;
Egritas Kilisesi, Kokar, Agaçalti, Pürenliseki ve Yilanli Kilise'dir.
Karanlikkale, Sümbüllü ve Karagedik Kiliseleri ise Bölgedeki ayri bir grubu
olusturmaktadir.
Belisirma çevresinde bulunan Kirkdamalti, Bahaeddin Samanligi, Direkli
ve Ala Kiliseleri ise XI. ve XIII. Yüzyillarda yapilmistir. Bölgenin tarihsel
geçmisinde ayri bir öneme sahip Selime Kasabasi, Hitit, Asur, Pers, Roma,
Bizans, Danismend, Selçuklu, Karaman ve son olarak Osmanlilar'in etkisinde
kalmis olup, günümüzde bu kültürlerin izlerini tasimaya devam etmektedir.
Dünyada esine
az rastlanir dogal ve tarihi zenginliklere sahip olan bölgeye karayolu ile
ulasilmaktadir. Vadi tamamiyla dogal ve arkeolojik sit kapsamindadir. Ihlara
Belediyesi disinda yerlesimler köy niteligindedir. Yörenin kendine özgü bir
mimari dokusu bulunmaktadir. Malzeme, teknik ve sitil bakimindan oldukça etkin
bir gelenegin devam ettigi gözlenmektedir. Kayaya oyma ve yigma mekanlarin son
derece karmasik bir iliskiler sitemi içinde yarattigi düzen belirli bir gelisme
süreci ve belirli bir yasama biçimininde ürünüdür.
Vadinin kontrollü kullanimi için giris kapilari yapilmis,bu kapsamda baki
noktalari ve giris üniteleri ile vadinin seyri ve kontrollü girisi saglanmis
olup, Vadi içinde sadece gezi türünde bir eyleme izin verilmektedir.